INDOOR WORKSHOP
c0mmunisthack3r
Q-NLP YAŞAM KOÇLUĞU TEMEL EĞİTİM KURSU
Q-NLP TEMEL EĞİTİM KURSU
ŞAMANIN RUHU (BİRLİKTE YARAT)
   
OUTDOOR WORKSHOP
ŞAMANIN RUHU-RÜYADAN UYANIŞ
   
DANIŞMANLIK
YAŞAM KOÇLUĞU
META DANIŞMANLIK
İLİŞKİ DANIŞMANLIĞI
BİREYSEL DANIŞMANLIK
   
ONLINE DANIŞMANLIK
   
SEMİNERLER
GÜNLÜK YAŞAMDA ŞAMANİK UYGULAMALAR
ŞAMANIN RUHU
YENİ BİLİNCİ YARATMAK
DEĞİŞMEK MÜMKÜNDÜR
İLİŞKİLER BİRLİKTE YARAT
SAVAŞÇININ YOLU TOLTEC BİLGELİĞİ
   
YAPILMIŞ ORGANİZASYONLAR
   
 
SÖYLEŞİ: "2018 DÖNÜŞÜM YILI";ANKA by Sanem Özcan;ANTALYA
           

SÖYLEŞİ: 2018 DÖNÜŞÜM YILI

07 Mart 2018

ANKA by Sanem Özcan/ANTALYA

Saat: 19:00-21:00

Hürriyet Kalalı

Ülkemizdeki gelişmeler, hepimizi demokrasi bilinci hakkında, özgürlükçülük ve muhafazakarlık hakkında derin bir düşünceye itti. Bu düşüncedeki hakim duygunun korku olduğunu görüyoruz. Hem muhafazakar düşünce, hem de özgürlükçü düşünce sahiplerinde ortak olan tema korkudur. Korkunun özü yaşam tarzlarına müdahale, ve insan onuruyla oynanması başlıklarında gözükmekte. 

Ruhsal öğretilerin amacı ile demokrasi bilinci arasındaki ilişkiyi araştırmak; demokrasi kavramını ruhsal öğretilerin zenginliği içinde irdelemek, belki de, bu belirsizliği aydınlığa çıkartmanın en iyi yoludur.

Demokrasi bir ideadır. Bir yönetim biçimi ya da bir ideolojiyi anlatmaz bize. Demokrasi ona doğru gidilen ama hiçbir zaman varılamayan bir idea olarak anlamlıdır. 

İdeal demokrasi, günümüzde, özgür ifadenin ve fırsat eşitliğinin teminat altına alınması ile ilgilenir. Demokrasi bireyin hakları demektir. Bu şu anlama gelir ki, demokrasi bireyle ilgilenir, toplumla değil...

Bu durumda, toplumla bireyin ihtiyaçlarının çakıştığı noktada sorunlar oluşmaya başlar. Bu sorunların çözülmesi genellikle bireyin hürriyet alanının daraltılmasında aranır. Çünkü özgürlük, bir noktadan sonra toplumlar için lüks olabilir.

Ve demokrasi, bireyin yaratılmasıyla ilgilenir...Onun iddiası, bireysel özgürlük alanı genişledikçe, insanın olumlu yönde ve yaratıcı yönde gelişeceğidir. Demokrasi bireyin varlığına ve gelişmesine kendi amaçlarını bağlar. Demokrasinin kendi başına bir amacı yoktur; onun amacı bireyin amacı olacaktır. 

Ruhsal öğretiler bireyin tekamülüyle ilgilenir. Bu bağlamda demokrasiyle ruhsal öğretiler, birey ortak böleninde buluşur. Ruhsal öğretiler, aynı zamanda, toplumsal ahlak ve vicdanın kurallarını koymakla ve sosyal ve hukusal normları desteklemekle de ilgilenir. Bu manada o, bireyin tekamülüne hizmet ederken, toplumun sağlıklı kalmasıyla da ilgilenmektedir.

Demek ki demokrasi, bireyin özgürlük alanını mütemadiyen geliştirmekle ilgilenirken, insan tabiatının buna olumlu ve yaratıcı bir biçimde tepki vereceği inancına sahiptir. Ve fakat ruhsal öğretiler, bu konuda temkinlidir. Bilincin yavaş evrimine dikkat çekerek insanın ilkel bilinç altının yıkıcı sonuçlara neden olabileceğine dikkat çeker, insanın özgürlük alanının maddi ve manevi hükümlerle sınırlandırılması gerektiğine hükmeder.

Yani ruhsal öğretiler, toplumun ihtiyacı olan statükoyu yaratmak üzere faaliyet gösterir, ahlak ve vicdan normlarını inşa ederken, aynı zamanda örtük düzeyde bireyin statükoyu aşacağı alanları da inşa eder.

Öyleyse bu yaşadıklarımız bu bağlamda ne anlama gelmektedir?

Olan, bireysel bilincin bir sonraki özgürlük seviyesini yaratmak için statükoyu değişime zorlamasıdır..

Güncel politik figürlerden, ve yargılardan tamamen uzak bir nesnellikle bakarsak göreceğimiz şey, ruhsal öğretilerin statükoya hizmet eden yaklaşımıyla, bireyin ve demokrasinin özgürlük alanını genişletmek yaklaşımının karşı karşıya gelmesidir..

Bu durumda önereceğim şey, özgürlük alanını genişletmek isteyen toplum kesimlerinin kendi metafiziğini yaratmaya başlamalarıdır. Bu ne anlama gelir?..İlk anlamı, statükoyu yaratan metafizik görüşün bir değerinin olduğunu ve değişimin öznel doğası ne kadar ciddiye alınacaksa, statükonun nesnel doğasının da o kadar ciddiye alınması gerektiğidir.

Genişleyen özgürlük arayışı, genişleyen ve derinlik kazanan bir bilincin işaretidir. Ve statüko, bilincin limitli bir özgürlük seviyesinde istikrarla yol alma arayışıdır.

Muhafazkarlık ve değişimciliğin bir paranın iki yüzü gibi bireyin ve toplumun gelişimi için olmazsa olmaz olduğunu bir kez anladığımızda, olup biteni daha derinden kavramaya başlarız.

Olup biten, özgürlük istemleriyle ve değişim özlemleriyle statükonun karşı karşıya gelmesidir..Birbirlerini ne kadar iterler ve çekerlerse iki taraf da o kadar güçlenecek ve toplum tam ortasından ikiye bölünme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
İlk anlaşılması gereken bu karşılaşmanın bir galibinin olmayacağıdır. Bu yüzden bu karşıtlaşma bilek güreşi olmaktan çıkarılmaldır.

Bu durumda sorumlu yaklaşım, özgürlükçü söylemin statükonun değerini keşfetmesi ve statüko söyleminin özgürlükçü söylemin değerini keşfetmesidir.

Bunun için muhafazakarlığın gericilik ve değişimciliğin ilericilik demek olmadığını bilinçlendirirken, özgürlük arayışını romantik bir dışa vurumdan ve statükonun korunmasını dogmatizden korumuş oluruz...

Gelin bu konularda biraz sohbet edelim...Ve birlikte öneriler üretelim..Ülkemizin buna çok ihtiyacı var...

Sevgilerimle,

* Ücretsiz bir etkinliktir...
-----------------------------------
www.ruhsalsifa.com
-----------------------------------